Cemal Reşit Rey'de yeni sezon başlıyor

02 Ekim 2020 - 16:27

Şehir Tiyatroları'nın ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Cemal Reşit Rey Konser Salonu da sıkı pandemi önlemleri çerçevesinde seyircisi ile buluşmaya hazırlanıyor. Cemal Reşit Rey'de yeni sezon 2 Ekim Cuma akşamı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konseriyle başlıyor. Şef Ender Sakpınar’ın sahneyi viyolonselde Gautier Capuçon ile paylaşacağı konser, saat 21.00’de başlayacak. 

Cem Mansur'un Genel Sanat Yönetmeni görevini üstlendiği CRR'de ekim ve kasım ayı süresince 38 konser gerçekleşecek. 60 dakikayı geçmeyecek konserlerde yaylı çalgılar maskeli, nefesli çalgılar özel olarak yapılan koruyucu ekranlar arkasında çalacak. Salonlarda oturma kapasitesi ise üçte bir oranında indirilmiş. Salonların her konser öncesi dezenfekte edileceği de açıklandı. 

Viktoria Mullova, Jordi Savall ve Stephen Kovacevich gibi isimlerin yer aldığı programda, Beethoven’ın 250. doğum yılında bestecinin eserlerini salgın gerçeğiyle bir araya getiren çağdaş dans projesi de (Mücbir Sebep) bulunuyor. Şevval Sam'ın Müzeyyen Senar'ın şarkılarını Senar'la uzun yıllar çalışmış saz sanatçıları eşliğinde gerçekleştireceği performansı (22 Ekim), Volkan Öktem Quintet feat. Sibel Köse (28 Ekim), çocuk operası Barış Ormanı, 29 Ekim, 10 Kasım ve Öğretmenler Günü özel konserleri ve çok daha fazlası CRR'nin yeni sezon programında dinleyici ile buluşmayı bekliyor. 

Programa dair ayrıntılara şuradan göz atabilirsiniz. 

Cemal Reşit Rey
CRR
Cem Mansur
Kültür Sanat
IBB
İstanbul
Müzik
empty-result-block

BENZER

İstanbul Anadolu Yakası’nın en eski sanayi tesislerinden biri olan Hasanpaşa Gazhanesi’nin artık yeni bir adı ve misyonu var. “MüzeGazhane” bundan böyle kentlinin kültür sanatla buluşma noktası olacak. İBB’nin restorasyon çalışmalarına hız vermesiyle atıl halinden kurtulan mekânın önündeki tek engel şimdilik pandemi.
Karantina günlerinin yalnızlığında Kalben, korkularıyla yüzleşmesini, kendisiyle hesaplaşmasını ve fiziki olarak hapis hayatı yaşamasına rağmen zihinsel olarak özgürlüğü yakalayışını içtenlikle kaleme döktü: "Ben zaten senelerdir dört milyar kadınla birlikte karantinadaydım."
Tamamen güvende olmanın sadece tek başınayken mümkün olduğu günlerden geçiyoruz. Pandemi, duygusal olgunluğumuza bakmaksızın bizi kendimizle baş başa bırakıyor. Oysa “tek başınalık” ile “yalnızlık” aynı şey değil. Hepimiz her zaman tek başınayız aslında; esas mesele dara düştüğümüzde yönelebileceğimiz insanlar, kurumlar olup olmadığı. Bunlar yoksa, işte o zaman yalnızız. Psikoterapist ve psikiyatrist Agâh Aydın, küresel salgın sürecinin bir yalnızlaşma müsebbibi olmadığını, buna karşılık pek çok insana “yalnız olduğunu fark ettirdiğini” söylüyor ve anlatıyor: “Tanık yoksa hikâye, hikâye yoksa insan yok. Sosyal medya, kentlerde yapayalnız kalmış insanların iyileşme girişimidir.”