Çağımızın en büyük insani krizi 7 filmlik seçkiyle bu etkinlikte

07 Nisan 2021 - 12:43

"Kimseyi Geride Bırakma Film Günleri", 11 Nisan’a kadar çevrimiçi formatta ücretsiz olarak devam ediyor. Gerçek hikayelerden yola çıkarak çekilenlerle kurmacaları bir araya getiren ödüllü seçki, çağımızın en büyük insani sorunlarından birini gözler önüne seriyor ve bu nedenle özel ilgili hak ediyor. 

Kimseyi Geride Bırakma Film Günleri 11 Nisan'a kadar sürecek

Dünya Sağlık Örgütü ile T.C. Sağlık Bakanlığı ortaklığında AB finansal desteği ile ilk kez gerçekleştirilen film günleri kapsamında 7 günde 7 film gösterimi, yanı sıra sinema eleştirmeni Alin Taşçıyan yönetiminde 7 de söyleşi düzenlenecek. Filmlerden katılımcılar, Suriyeli sağlık çalışanları, AB Türkiye Delegasyonu temsilcileri, DSÖ Türkiye Ülke Ofisi ve Sağlık Bakanlığı'ndan yetkililerin katılımıyla gerçekleşecek söyleşileri buradan takip edebilirsiniz.

Mülteci ve göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişiminin öneminden yola çıkan etkinlik, "daha eşit ve daha sağlıklı bir dünya için hep birlikte" mesajını vurguluyor. Bu, aynı zamanda 7 Nisan 2021 Dünya Sağlık Günü’nün de teması. 

İnsani krizlerin yarattığı acıya tanıklık etmek ve bu acıları anlamak için film günlerine göz atmakta fayda var. 

Tüm filmler Arapça, Türkçe ve İngilizce altyazı seçeneğine sahip. Ücretsiz gösterimlere sınırlı sayıda erişim olduğunu da not düşelim. İzlemek için tıklayın

Sinema
Festival
Mülteciler
Dünya Sağlık Örgütü
empty-result-block

BENZER

Hiç tren uğramayan gar olur mu? İstanbul’un bir zamanlar Avrupa ve Anadolu’ya açılan iki kapısı, Sirkeci ve Haydarpaşa garları tam yedi yıldır trene hasret. Oysa mimari ve tarihî bakımdan son derece kıymetli olan bu yapılar, Paris’in Gare du Nord’u, Washington’ın Union Station’ı, Londra’nın St. Pancras’ı kadar önemli, görkemlidir. Amerikan Time dergisi, 2016’da dünyanın en güzel tren garları listesi hazırlamış, seçkiye Sirkeci ile Haydarpaşa’yı da dâhil etmişti. Her ikisinin de sonunu getiren, neo-liberal politikalar ve bu politikalara paralel geliştirilen “mega” projeler oldu.
İşgal dönemi İstanbul’una spor üzerinden bakan Mehmet Yüce imzalı Esir Şehirde Spor, okuyucuyla buluşuyor.
İstanbul, şarkılarla yaşıyor. Ağır alaturkalardan en sert rock dokunuşlara, “hafif” pop şarkılardan türkülere her türden örnekte karşımıza çıkan tek şehir belki de... Üstelik izini “ecnebi” şarkılarda sürmek de mümkün. Sadece şehir üzerine yazılan şarkılar bile hatırı sayılır bir külliyata sahip: Üzerine kitaplar yazılacak kadar çok! Semtler, mahalleler derseniz, iş hepten dallanıp budaklanıyor. Neresinden tutarsak tutalım eksik kalacak, şarkıların adını saymaya bile yerimiz yetmeyecek. Yine de adım atmak şart.